Ana Sayfa
Sudeleste 2007
Sudeleste 2008
Fotoğraflar
Videolar
Hediyelik Eşya
Haberler
İletişim
Hakkımızda
Teşekkürler

 

Son Haberler

 

6 Haziran 2008'den itibaren SUDELESTE. more >>

 

 

RUM ile röportaj

 

2007 FOTOĞRAFLARI

 

Bu fotoğraf bölümünde SUDELESTE 2007’nin tüm günlük albümlerini, haftalık ilginç karelerle birlikte sunuyoruz.

 

1. Hafta – Portekiz’den Slovenya’ya Kamyonla

Sudeleste’nin ilk günü, daha önce de anlattığımız gibi gezginlerimizden birinin, Ivo’nun beklenmedik bir şekilde İspanya sınırından geri dönüşüyle damgalanmıştı. Geri kalanımız, Diogo ve Luis geziye Slovenya’ya doğru devam etmişti. Slovenya’ya ulaşabilmek için İspanya, Fransa ve kuzey İtalya boyunca otostop çektik. İtalya’da yazın hafta sonları trafikte kamyonlara izin verilmediği için A1 otobanında iki gün boyunca “mola” vermiş, yine de iki harika Romen kamyon şoförü’nün yardımseverliklerinden, insancıllıklarından ve içtenliklerinden yararlanmış, unutulmayacak bir zaman geçirmiştik. Her neyse, altıncı günün sonunda Portekiz’den Slovenya’ya otostopla bir haftadan kısa sürede ulaşmış olduk, ilk amacımıza eriştik. Yine 6. günümüzde ilk couchsurfing deneyimimizi gerçekleştirdik, Postjana’daki harika ev sahiplerimizle kaldık. Fransız bir grubun, Un Swing de R'tard’ın bedava konserini izleyerek gezimizin ilk haftasını harika bir şekilde noktaladık!

 

2. Hafta – Hollanda ve Slovenya’da La Dolce Vita

İkinci hafta boyunca küçük ülke Slovenya’yı baştan başa geçtik ve ülkenin her yerinin nasıl tertemiz, düzenli, güzel ve yemyeşil olduğunu, ülkede insanların nasıl açık fikirli olduklarını, otostopla seyahat etmenin ne kadar kolay ve rahat olduğunu keşfettik. Üstüne üstlük Slovenya’da Arnavutlar tarafından yapılan dünyanın en güzel dondurmalarını bulduk! Haftanın olumlu başlıkları Maribor spasında geçen rahatlatıcı bir öğleden sonrasıydı. Öğrenci şehri Maribor.. Mevsim yaz olduğu için şehirden nüfus azalmıştı ama buna rağmen güzel bir couchsurfing buluşmasına denk geldik ve İspanyol bir çiftle Maribor’dan Gürcistan’a, Siofok’a seyahat etme şansını bulduk. Budapeşte bizi pek tatmin edemedi. Bunun sebebi ise bu tarihi ve görülmesi şart şehrin olumsuz yönü çok fazla turist kaynamasıydı, her yerde kaosun hakim olması, yoğun bir nüfusa sahip olmadı ve tüm bunların getirdiği kirlilikti. Bu haftanın çılgınlığı ise sel gibi yağan yağmurun altında, ağır çantalarımızı sırtlayarak Gürcistan – Romanya sınırına 10 km yürümek durumunda kalmamızdı!
 

 

3. Hafta - Merge la Romania?? Da, da...

 Üçüncü haftanın başında Romanya’ya, Transilvanya’daki Cluj-Napoca’ya gittik. Bizi pek güzel bir sürpriz karşıladı: Bir couchsurfing buluşması. Cluj-Napoca, Romanya’nın en büyük futbol takımına sahip şehir: CFR Cluj. İlk 11’lerinde 8 Portekizli, 2 de Brezilyalı oyuncusu var. Bu şehir bir zıtlıklar şehri, ayakkabıları delik çocukların top oynadığı asfaltsız yollardan Ferrari’lerin geçtiği.. Bu karşıtlığı Romanya’nın her yerinde görebilirsiniz. Ekonomik dengesizlikleri de.. Mesela dışarıda bir restoranda yemek yemek, evde yemekten daha ucuza gelebiliyor. Cluj-Napoca’dan Sibiu’ya geçtik. 2007 Avrupa Kültür Başkenti’ymiş Sibiu. Her zamanki gibi Couchsurfing üyesi ev sahiplerimizle buluştuk, sıcak suya, güzel bir duşa, bir kanepeye hatta bir sandalyeye hasret kalmıştık. Bizden başka misafirleri de vardı: Seri katil tipli, kendinden büyük çantası olan bir Brezilyalı ve tuhaf renkli şemsiyeleri olan Finli bir çift. Sibiu’dan ilginç notlarımızın arasında çok tuzlu bir göl olan Baile Ocna Sibiului yer arıyor. Bir de şehrin güneyinde bir yerden izlediğimiz gün batışı: Kuzuların melemesi ve savaştan sonra terkedilmiş bir su tankı eşliğinde…

 

4. Hafta - Durmiendo por la calle...

Sonraki durağımız olan Macaristan’ın güzel ve sakin kenti Pecs’de bir Couchsurfing üyesine misafir olduk. Bundan sonra gezinin sonuna kadar, sekiz gün boyunca maceralı bir şekilde orada burada geceleyecektik, çünkü bizi misafir edecek hiç Couchsurfing üyesi bulamayacaktık. Pecs’in küçük ama güzel sürprizlerinden sonra bir gün yine geri dönmeyi istedik: Budapeşte’den sonra Macaristan hakkında oluşan kötü ön yargımızdan böylece kurtulmuş olduk. Bir paradoks ya da değil: Sudeleste 2007 macerasının bu dönemi, kuşkusuz bazı en özel ve en unutulmaz anlarıyla bitti: Her şeyden önce, doğu Slovenya’da hala yapım aşamasında olan bir üst geçitte yürürken izlediğimiz o muhteşem gün batımı… Yine Slovenya’da yapım aşamasındaki bir futbol stadyumunda geçirdiğimiz gece… Nice’in züppe kumsallarında geçirdiğimiz iki gece. (Önce Hırvat bir turist grubuna katılmıştık, ikinci gecemizde ise İrlanda’ya dönecek bir arkadaşlarına hoşça kal partisi yapan bir Fransız gurubuna.) Çılgın Çek kamyon şoförünün teslim noktasında onunla 4 saat boyunca beklememiz, sonrasında ise kendimizi gecenin bir vaktinde sıcak Akdeniz sularına bırakmamız. Bu haftamız da Monaco’da geçirdiğimiz huzurlu ve rahat bir günle bitti: Monaco Grand Prix’in sokaklarında dolanarak, güneşlenerek, yüzerek ve sohbet ederek.
 

 

5. Hafta - Rojġes e Arroz de Marisco

Efsanevi José Cid gezimizde bize katılsaydı ve eve dönerken memleket hasretine yakalansaydı, muhtemelen “chorizo”lu bakla yemek isteyecekti. (Portekizcesi: Favas com Chouriço) Bize gelince, Diogo ve Luis, Portekiz’in kuzeyinden Rojġes yemeği, orta Portekiz’den ise pirinçli bir deniz mahsulüne.. Sadece şaka tabii, SUDELESTE 2007’nin son iki günü iki şekilde damgalandı: Birincisi; Valencia-Madrid otobanında, 40 derece sıcakta güneş altında, o ağır çantalarımızla 6 kilometre yürümemiz… İkincisi ise, Valencia otobüs garındaki yaşlı güvenlik görevlisinin sinir bozucu davranışı: Biletlerimiz elimizde, otobüs saatini beklerken ağır çantalarımızdan kurtulup biraz olsun rahatlamamıza, bir bankta uzanıp uyumamıza izin vermedi! Saat sabahın 3’ü olmasına ve garın tenha olmasına rağmen! Zihinsel bir delilik ya da bir çeşir diktatörlük, kim bilir...

 

 

 


Copyright © 2008 Sudeleste Trademarket. All rights reserved.