|
Bu
fotoğraf bölümünde SUDELESTE 2007’nin tüm günlük
albümlerini, haftalık ilginç karelerle birlikte
sunuyoruz.
1. Hafta – Portekiz’den
Slovenya’ya Kamyonla
Sudeleste’nin ilk günü, daha önce de anlattığımız
gibi gezginlerimizden birinin, Ivo’nun beklenmedik
bir şekilde İspanya sınırından geri dönüşüyle
damgalanmıştı. Geri kalanımız, Diogo ve Luis geziye
Slovenya’ya doğru devam etmişti. Slovenya’ya
ulaşabilmek için İspanya, Fransa ve kuzey İtalya
boyunca otostop çektik. İtalya’da yazın hafta
sonları trafikte kamyonlara izin verilmediği için A1
otobanında iki gün boyunca “mola” vermiş, yine de
iki harika Romen kamyon şoförü’nün
yardımseverliklerinden, insancıllıklarından ve
içtenliklerinden yararlanmış, unutulmayacak bir
zaman geçirmiştik. Her neyse, altıncı günün sonunda
Portekiz’den Slovenya’ya otostopla bir haftadan kısa
sürede ulaşmış olduk, ilk amacımıza eriştik. Yine 6.
günümüzde ilk
couchsurfing
deneyimimizi
gerçekleştirdik, Postjana’daki harika ev
sahiplerimizle kaldık. Fransız bir grubun,
Un Swing de R'tard’ın
bedava konserini izleyerek gezimizin ilk haftasını
harika bir şekilde noktaladık!
2. Hafta – Hollanda
ve Slovenya’da La Dolce Vita
İkinci hafta boyunca küçük ülke Slovenya’yı baştan
başa geçtik ve ülkenin her yerinin nasıl tertemiz,
düzenli, güzel ve yemyeşil olduğunu, ülkede
insanların nasıl açık fikirli olduklarını, otostopla
seyahat etmenin ne kadar kolay ve rahat olduğunu
keşfettik. Üstüne üstlük Slovenya’da Arnavutlar
tarafından yapılan dünyanın en güzel dondurmalarını
bulduk! Haftanın olumlu başlıkları Maribor spasında
geçen rahatlatıcı bir öğleden sonrasıydı. Öğrenci
şehri Maribor.. Mevsim yaz olduğu için şehirden
nüfus azalmıştı ama buna rağmen güzel bir
couchsurfing
buluşmasına denk geldik ve İspanyol bir çiftle
Maribor’dan Gürcistan’a, Siofok’a seyahat etme
şansını bulduk. Budapeşte bizi pek tatmin edemedi.
Bunun sebebi ise bu tarihi ve görülmesi şart şehrin
olumsuz yönü çok fazla turist kaynamasıydı, her
yerde kaosun hakim olması, yoğun bir nüfusa sahip
olmadı ve tüm bunların getirdiği kirlilikti. Bu
haftanın çılgınlığı ise sel gibi yağan yağmurun
altında, ağır çantalarımızı sırtlayarak Gürcistan –
Romanya sınırına 10 km yürümek durumunda kalmamızdı!
3. Hafta - Merge la Romania?? Da, da...
Üçüncü
haftanın başında Romanya’ya, Transilvanya’daki
Cluj-Napoca’ya gittik. Bizi pek güzel bir sürpriz
karşıladı: Bir
couchsurfing buluşması.
Cluj-Napoca, Romanya’nın en büyük futbol takımına
sahip şehir:
CFR Cluj. İlk 11’lerinde 8
Portekizli, 2 de Brezilyalı oyuncusu var. Bu şehir
bir zıtlıklar şehri, ayakkabıları delik çocukların
top oynadığı asfaltsız yollardan Ferrari’lerin
geçtiği.. Bu karşıtlığı Romanya’nın her yerinde
görebilirsiniz. Ekonomik dengesizlikleri de.. Mesela
dışarıda bir restoranda yemek yemek, evde yemekten
daha ucuza gelebiliyor. Cluj-Napoca’dan Sibiu’ya
geçtik. 2007 Avrupa Kültür Başkenti’ymiş Sibiu. Her
zamanki gibi Couchsurfing üyesi ev sahiplerimizle
buluştuk, sıcak suya, güzel bir duşa, bir kanepeye
hatta bir sandalyeye hasret kalmıştık. Bizden başka
misafirleri de vardı: Seri katil tipli, kendinden
büyük çantası olan bir Brezilyalı ve tuhaf renkli
şemsiyeleri olan Finli bir çift. Sibiu’dan ilginç
notlarımızın arasında çok tuzlu bir göl olan Baile
Ocna Sibiului yer arıyor. Bir de şehrin güneyinde
bir yerden izlediğimiz gün batışı: Kuzuların
melemesi ve savaştan sonra terkedilmiş bir su tankı
eşliğinde…
4. Hafta
- Durmiendo por la calle...
Sonraki durağımız olan Macaristan’ın güzel ve sakin
kenti Pecs’de bir Couchsurfing üyesine misafir olduk.
Bundan sonra gezinin sonuna kadar, sekiz gün boyunca
maceralı bir şekilde orada burada geceleyecektik,
çünkü bizi misafir edecek hiç Couchsurfing üyesi
bulamayacaktık. Pecs’in küçük ama güzel
sürprizlerinden sonra bir gün yine geri dönmeyi
istedik: Budapeşte’den sonra Macaristan hakkında
oluşan kötü ön yargımızdan böylece kurtulmuş olduk.
Bir paradoks ya da değil: Sudeleste 2007 macerasının
bu dönemi, kuşkusuz bazı en özel ve en unutulmaz
anlarıyla bitti: Her şeyden önce, doğu Slovenya’da
hala yapım aşamasında olan bir üst geçitte yürürken
izlediğimiz o muhteşem gün batımı… Yine Slovenya’da
yapım aşamasındaki bir futbol stadyumunda
geçirdiğimiz gece… Nice’in züppe kumsallarında
geçirdiğimiz iki gece. (Önce Hırvat bir turist
grubuna katılmıştık, ikinci gecemizde ise İrlanda’ya
dönecek bir arkadaşlarına hoşça kal partisi yapan
bir Fransız gurubuna.) Çılgın Çek kamyon şoförünün
teslim noktasında onunla 4 saat boyunca beklememiz,
sonrasında ise kendimizi gecenin bir vaktinde sıcak
Akdeniz sularına bırakmamız. Bu haftamız da
Monaco’da geçirdiğimiz huzurlu ve rahat bir günle
bitti: Monaco Grand Prix’in sokaklarında dolanarak,
güneşlenerek, yüzerek ve sohbet ederek.
5. Hafta - Rojġes
e Arroz de Marisco
Efsanevi José Cid gezimizde bize katılsaydı ve eve
dönerken memleket hasretine yakalansaydı, muhtemelen
“chorizo”lu bakla yemek isteyecekti. (Portekizcesi:
Favas com Chouriço) Bize gelince, Diogo ve Luis,
Portekiz’in kuzeyinden Rojġes yemeği, orta
Portekiz’den ise pirinçli bir deniz mahsulüne..
Sadece şaka tabii, SUDELESTE 2007’nin son iki günü
iki şekilde damgalandı: Birincisi; Valencia-Madrid
otobanında, 40 derece sıcakta güneş altında, o ağır
çantalarımızla 6 kilometre yürümemiz… İkincisi ise,
Valencia otobüs garındaki yaşlı güvenlik
görevlisinin sinir bozucu davranışı: Biletlerimiz
elimizde, otobüs saatini beklerken ağır
çantalarımızdan kurtulup biraz olsun rahatlamamıza,
bir bankta uzanıp uyumamıza izin vermedi! Saat
sabahın 3’ü olmasına ve garın tenha olmasına rağmen!
Zihinsel bir delilik ya da bir çeşir diktatörlük,
kim bilir... |